PennaAviation Kurucusu

PennaAviation Kurucusu

Havacılık Politikaları, Hava Taşımacılığı ve Yönetimi

Havayolu Pilotu Yetiştirmek İçin Uçuş Okullarının Seçmesi Gereken En İyi İş Modeli Hangisidir – II

30 Temmuz 2020 - 17:04

Bir önceki makalemizde ülkemizde gelişen havacılık sektöründe gereği artan uçuş okullarının (yeni adıyla onaylı uçuş eğitim organizasyonları – OEO) iş modellerini belirlemiş ve birbirlerine göre avantajlarını ortaya koymuştuk. Havayolları, uçuş okulları, pilot adayları gibi ana aktörlere yol gösterebilecek bir karşılaştırmayı böylece dikkatinize sunmuştuk. Makaleye buraya bırakacağım link üzerinden ulaşabilirsiniz. (https://www.pennaaero.com/yazarlar/founder---dr-cengiz-mesut-bukec/havayolu-pilotu-yetistirmek-icin-ucus-okullarinin-secmesi-gereken-en-iyi-is-modeli-hangisidir-1/38/ )
 
Aşağıda okuyacağınız satırlarda mevcut durumun bir değerlendirmesini yaparak bugün ve yarın için en doğru iş modelinin ne olduğunu nedenleri ile birlikte açıklayacağız.
 
 

  1. Mevcut İş Modellerinin Yetersiz Kaldığı Konular
Bir önceki yazımızda, dört çeşit iş modelinden bahsetmiş ve bunların avantajlı yanlarını karşılaştırmıştık. Ortalamanın üzerinde eğitim uçuşu üretmenin önündeki teknik engelleri ve stratejik riskleri vurgulamıştık. Ortalamanın altında uçuş üretiminde ısrar eden okulların, daha çevik örgütlere sahip olmalarına rağmen düşük kâr oranları ile hayatta kalma mücadelesine mecbur kaldıklarını görmüştük. Üniversitelerin etkin bir aktör olarak sektöre dahil oluşunu yorumlamıştık. Ülkemizde ve bölgemizde sürekli artan pilot yetiştirme talebine bağlı olarak uçuş okulları farklı iş modellerini denemeye devam etmek zorunda kalacaklardır. Uçuş okulları kısa ve orta vadede, ancak ve ancak öğrenci sayılarında garanti anlamına gelen anlaşmalar sayesinde ölçek ekonomilerinden yararlanabileceklerdir. Bunun kaçınılmaz sonucu da sıkışan eğitimler ve uçuş programlarıdır. Zaman baskısı ve kısıtlı kâr olanakları nedeniyle uçuş okulları daima tasarrufu öncelikli düşünmek durumunda kalıyorlar. Farklı iş modellerinin sunabildiği farklı avantajlara rağmen, sektörde faaliyet gösteren uçuş okullarının nicelik yönünden de nitelik yönünden de ihtiyaçları karşılamakta, havayolu işletmelerinin beklentilerinin altında kaldıkları gözlenmektedir. Önlenemeyen bu durumun sonucunda yaşanan sorunları aşağıda ayrı ayrı tartışacağız.
 
 
a• İhtiyaca karşılık gelecek kapasiteye erişememe
Mevcut uçuş okullarının sektörde ortaya çıkan ihtiyacı karşılayamamasının temel nedeni büyümeye bağlı sorunlar ile baş etme olanaklarının zayıf olmasıdır. Büyüme için birinci gereklilik uçak sayısının artışıdır. Bugün uçuş eğitimlerinde gönül rahatlığıyla kullanılabilecek bir eğitim uçağını iç pazarda temin etmek için yola çıktığınızda karşınıza ancak bir elin parmakları kadar seçenek çıkmaktadır. Dış pazarda da üstten kanatlı eğitim uçaklarının eskimiş oldukları, alttan kanatlı eğitim uçaklarının ise tedarikinin çok zor olduğu görülmektedir. Uçak seçimi ve tedarikinin sağlıklı yapılabildiği koşullarda bu kez de yakıt seçimine bağlı kısıtlar ile karşılaşılmaktadır. Ülkemizde genel havacılığın istenilen seviyeye gelememiş olması nedeniyle, her iki tür yakıtın her bir meydanda temini henüz mümkün hale gelmemiştir. Bunların yanında operasyonların gerçekleşeceği meydanlarda kapasite sorunları oluşmaktadır. Özellikle İstanbul çevresinde toplanmış olan uçuş okullarının fiili uçuşlarında ilk olarak 27 yıl önce 500 dönümlük bir arazide kurulan Hezarfen Havaalanı sonrasında da önemli modern navigasyon olanaklarını uçuş eğitimlerimize sunmakta olan Çorlu Havalimanı kapasite sorunları yaşamışlardır. Buna bağlı olarak, uçuş okullarının bir kısmının İzmir, Samsun, Gaziantep, Isparta gibi başka uzak illerdeki havaalanlarından yararlandıklarını, bir kısmının da İstanbul’a daha yakın konumdaki Cengiz Topel/İzmit, Edremit/Çanakkale, Yenişehir/Bursa ve benzeri havalimanlarında kapasite sorununu çözmeye çalıştıkları görülmektedir.
 
b• Öğretmen pilot (Flight Instructor - FI ve Synthetic Flight Instructor - SFI) sayısındaki ve yetkilerindeki yetersizlikler:
 
Büyümeyi hedefleyerek filo kurma ve konuşlanma yeri belirleme sorunlarını aşmak isteyen uçuş okullarının, karmaşık mevzuatın zorunlu kıldığı teknik gereklilikleri uzman teknik personelin yüksek ücretlerine üstelik bir süre de karşılıksız katlanarak yerine getirebilmeleri gerekir. Bu halde karşılarına çıkan bir yeni risk de eğitimci teminidir. Ülkemizde yeterli sayıda Öğretmen Pilot bulunmamaktadır. Nitelikli pek çok pilotun daha iyi kazanç beklentisiyle ticari havacılıkta ter dökmeyi istemesinin, genel havacılıkta ve eğitim uçuşlarında yeterli eğitimci sayısına ulaşamamakla sonuçlandığı açıktır. Faal öğretmen pilotların da bir kısmının yetki alamamış olmak sıkıntısı vardır. Ayrıca, sayıda yeterliliğin yanında, böyle riskli bir eğitimde yüksek kaliteye de gerek vardır. FI ve SFI yetiştirmekte yetkili uçuş okullarına bulunduğumuz dönemde çok iş düşmektedir. Ayrıca bir yanda teorik uçuş eğitimlerinde modern eğitim tekniklerinin uygulanmasına gerek duyulmaktadır. Buna da bazen ciddi bir direnç gelebilmektedir. Nitekim birkaç yıl önce Hava Hukuku (Air Law) derslerimde eski köye yeni adet olarak getirdiğim kuru boya kalemlerle öğrencilere pist çizdirip boyatmalarıma, gruplar arası yarışmaları içeren eğitsel oyunlarımıza/ yarışmalarımıza ya da senaryo yazarak öğretme çabalarıma gelen müstehzi itirazlar ancak SHGM sınavlarında yüzde yüz başarı oranına sürekli ulaşınca sona ermişti. Benzer uygulamalara fiili uçuş eğitimlerinde de gerek duyulduğuna inanıyorum. FI ve SFI lisansı olan eğitimcilerimizi yeni eğitim teknikleri ile buluşturmak, hızla yol kat etmemizi sağlayacaktır. Eğiticinin eğitimi konusunda gelişmiş modellerinin FI ve SFI lisanslarına aday/sahip eğitimcilerin hizmetine hızla sunulmasına gerek duyulmaktadır. Bu konu başlı başına bir başka makale konusudur.        
 
c• Maliyetleri düşürecek devlet desteğinden yoksunluk:
Uçak işleten diğer havacılık işletmeleri gibi uçuş okullarının da en önemli maliyet kalemi yakıttır. Yakıt maliyeti konusunda uçuş eğitim kurumları için sübvansiyon artık tartışılmalıdır. Ülkenin böyle önemli bir konuda insan kaynağına bu denli fazla ihtiyacı varken, böyle bir hizmet uçuş okulları tarafından daha ekonomik koşullarda sunulabilecekse, hatta komşu ülkelere de pazarlanma olanağı varken bunu söyleyebiliyor olmalıyız. Havalimanı ücretleri de daha düşük seviyelerde tutulabilir. Uçuş Okullarının kâr etmesi, daha büyük yatırımcıları da bu alana çekecektir. Böylece rekabet kalite yönünde daha fazla artacaktır. Politik anlamda verilebilecek bir başka destek de İstanbul çevresinde uygun bir konumda birden fazla Hezarfen benzeri genel havacılık meydanının açılması olabilir. Eğitim uçuşlarında biri diğerine yakın meydanlarda iniş kalkış eğitimlerinin yanında alet uçuşuyla ayrılış ve alçalış rotalarını öğrenip uygulamaları için (Standard Instrument Departure Routes and Standard Arrival Routes - SIDs and STARs) önemli olanaklar sağlayacaktır.     
 
ç• Sektörde ihtiyaç duyulan mezun öğrenci niteliklerinin belirsizliği:
Uçuş okulları, teorik ve uygulamalı eğitimleri EASA ile bire bir uyumlu hale getirilmiş olan ulusal mevzuata göre yapmaktadır. Uçuş okullarından ATP-A lisansı ile mezun olan pilotların havayolu işletmelerinin ya da ticari hava taşımacılığında faaliyet gösteren diğer işletmelerin ihtiyaç duyduğu pilot standartlarında erişmiş olmaları beklenir. Ne var ki gerçekte böyle olamamaktadır. İlave niteliklere gerek duyulduğu sıklıkla dile getirilmektedir. Özellikle de bireysel anlamda muhakeme, stres yönetme ve karar verme temelinde, ekip anlamında iletişim ve liderlik anlamında ilave yeterliliklerin gerekli olduğu açıktır. Anılan nitelikleri standart uçuş okullarının mevcut koşullarda karşılaması olanaklı değildir.  
 
  1. İş Modellerinde Belirleyici Bir Değişim: Sahiplik 
Ülkemizde havacılık tarihine baktığımız yerde, Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren genel olarak uçuş eğitimlerinin devletin sorumluluğunda verildiğini görüyoruz. Bunun doğal sonucu olarak bir yanda Türk Hava Kurumu’nun (THK) gelişip uçuş eğitimlerinin yurdumuzun dört bir köşesinde yaygınlaştığı, diğer yanda da sınırlı sayıdaki ve kapasitedeki Türkiye Cumhuriyeti tescilli havayolu işletmelerinin pilot ihtiyacının Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv.K.K.) tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır. Ülkemiz havacılığının serbestleşme etkisinde değişen politikalarına bağlı olarak havayolu taşımacılığının hızla geliştiği ve havalimanlarımızın sayısının hızla arttığı görülmektedir. 2003 sonrası bu dönemde, genellikle Hv.K.K. ya da THK kökenli tecrübeli pilotların bazen tek başlarına bazen de birkaçı bir araya gelerek kurdukları uçuş okullarını aktif görmekteyiz. Bir uçuş okulunun kurulması ve işletilmesi çok fazla teknik husus içerdiği için belirsizliğe bağlı çekingen davranan büyük yatırımcıların yerine belli bir yaşa ve tecrübeye sahip pilotların kollarını sıvadıkları açıktır. Son zamanlarda bazı Holdinglerin Uçuş Okulu kurmak ve işletmek konusunda istekli olduklarına, davetlerine icabet edip görüş alış verişi olanağı bulduğum için bizzat şahit oluyorum. Dahası, çok önemli bazı Holdinglerin eğitim uçakları veya planör imalatında ısrarcı olduklarını kendilerinden sevinçle öğreniyorum. Büyük yatırımcıların sektörde uçuş okullarına sahiplik rolüyle girişi beklenen adımların hızlanmasında kesin katkı sağlayacaktır. Dahası uçuş eğitimlerinde uluslararası işbirliklerinin de artmasına, etkin hale gelmesine neden olacaktır.
 
  1. İşbirliklerine Olan Gereksinim
Ülkemizde bugün herhangi bir eğitim uçağının ya da çok hafif hava aracının tasarımını, üretimini yapmak büyük bir başarı sayılamayacaktır. Üniversitelerimizle, havacılıktaki sanayi kuruluşlarımızla ve her seviyede yetişmiş havacılarımızla böyle bir bilgiye ve deneyime zaten sahibiz. Burada yanıt bulması gereken soru, hava aracı tasarımında veya üretiminde yatırımın kazanca nasıl dönüştürülebileceğidir.
 
Bir diğer işbirliği alanı da;
Eğitim olmalıdır. Bu konuda Üniversitelerin olanaklarından en üst seviyede yararlanılmalıdır. Yukarıda da vurguladığım üzere pilot eğitimcilerin eğitiminde yeni tekniklerin tanıtılması mümkündür, hatta gereklidir. Havacılık İngilizcesi konusunda üniversiteler yazılım ve donanım yönünden uzaktan öğretim dâhil pek çok olanağı bir arada ve zaman esnekliği ile sunabilmektedir. Lisanslı meslek kurslarının verilmesi için ve hatta meslek içi eğitimlerde hizmet alımı için üniversitelerin olanakları sektöre derin ve rahat bir nefes aldıracak kadar geniştir. Bunu söylerken ülkemizin ve KKTCnin toplamda 7 üniversitesinde kadrolu olarak ve 9 üniversitesinde fiilen emek vermiş biri olarak ve kesinlikle inanarak söylüyorum.
  
Önereceğim bir diğer işbirliği alanı da;
Havacılıkta üretimden, eğitime, hukuktan işletmeciliğe çok geniş alanda gerçekleştirilebilecek bilimsel araştırmalardır. Geçtiğimiz ay TALPAnın önderliğinde gerçekleşen toplantıda öne çıkan hususlar kanımca tarihi öneme sahiptir. Kpt. Plt. Muharrem Gündoğan ın başkanlığındaki bu nitelikli toplantıda hava taşımacılığı sektöründe pilotların yaşamlarına dokunacak araştırmalara üniversitelerin havacılık ve özellikle de pilotaj bölümleri tüm olanakları ile davet edilmiştir. Orta vadede ses getirebilecek araştırmaların böylece önü açılmıştır. Sonuç olarak, önerdiğim ve ciddi bir inisiyatif ile destek bulan işbirliği sonucunda üniversitelerin bilimsel araştırmalarda birikimi en kısa zamanda havacılığa yarar sağlayacak hale getirilmelidir.
 
  1. Ülkemizde Bugün İçin İdeal Model
Ülkemizde bugün için ideal model;
  • Tüm teorik eğitimlerin ve mesleki gelişim süreçlerinin Üniversite bünyesinde gerçekleştiği,
  • Tam donanımlı ve en az 20 eğitim uçağına ve 3 FSTD II sahibi ve sadece uçuş faaliyetlerine odaklı bir uçuş okulu işbirliğini havayolu işletmelerinin desteklediği modeldir.
Böyle bir modelde;
Pilot yetiştirmede üniversitelerden yararlanılmış olur. Her türlü teorik eğitim olanağı da üniversitede sağlanmış olur. Pilot adaylarının 4 yıllık lisans eğitimi ile yetiştirilmesi, öncelikle lisans mezunu başka gençlere kıyasla sektöre 2 yıl önce katılmaları anlamına gelir. Daha ekonomik bir eğitim alırlar. Ayrıca da 4 yıl boyunca havacılık kültürünü benimseyebilecekleri her türlü havacılık faaliyetinden yararlanırlar. Modelde entegre ATP-A eğitimi olmalıdır. Uçuş Okulu tarafındaki eğitimler de üniversite tarafında olduğu gibi sektörel ihtiyaçlara uygun şekilde sürekli gelişimi başarıyor olmalıdır. Havayolu işletmesinin bir aktör olarak bu denkleme girmesi, başlangıçta pilot seçiminden itibaren tüm aşamalarda havayolunun beklentilerine uygun bir eğitim sürecinin gerçekleşmesini güvence altına alır. Pilot adayı öğrencilerin eğitim masraflarını havayolu işletmesinin karşılaması ve pilot yetiştirme eğitiminde sorumluluk üstlenmesi mutlaka olumlu sonuçları beraberinde getirecektir.
 
 
  1. Ülkemizde Yarın İçin İdeal Model
Ülkemizde yarın için ideal model, büyük sermaye gruplarının uçuş okullarına sahiplikte rekabet yarattığı modeldir. Bu modeli besleyecek çok sayıda genel havacılık meydanı devletin hiç değilse teşvik desteği ile inşa edilmelidir. Örnek bir hava meydanının çevresinde bir teknokent mantığı ile dizili ayrı birimlerde ülke havacılığı destekleniyor olmalıdır. Bu alanda uçuş okulu sahibi yatırımcılar, üniversiteler ve sivil toplum örgütleri bir araya gelmelidir:

Dizinin birinci bina grubunda drone dâhil çeşitli hafif hava araçları imal ediliyor, ikinci bina grubunda bilimsel araştırmalar gerçekleşiyor, üçüncü bina grubunda pek çok meslek eğitimi modern üniversitelerin desteğinde veriliyor, dördüncü bina grubunda havacılıkta gerekli yazılımlar ve siber güvenlik önlemleri geliştiriliyor ve beşinci bina grubunda kurulu Part-147 organizasyonlarında yeni teknisyenler yetiştiriliyor, gelişmiş mock-up tesislerinde kabin görevlileri en zor şartlara hazırlanıyor, kule ve sim kule ile hava trafik kontrolörleri eksiksiz yetiştiriliyor olmalıdır. Öğrenciler de öğretmen pilotlar da geniş dinlenme, beslenme ve spor olanaklarına sahip bu tesislerde en iyi eğitimleri alıyor olmalıdır.   
 
Yarın için;
Öngördüğüm modelin önünde teknik hiç bir engel yoktur. Kurumları konuşturmayı, havacılıkta doğru kişilerin rol üstlenmesini sağlarsak bunu başarabiliriz, yarını çok daha iyi inşa edebiliriz.
 
 
Sevgilerimle,
Dr.Cengiz Mesut Bükeç
 

Bu yazı 4641defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum