Rumeli Üniv. Araştırma Görevlisi - Hilal KARAKAŞ

Rumeli Üniv. Araştırma Görevlisi - Hilal KARAKAŞ

Hilal'in Konukları

TALPA Başkan Yardımcısı Muharrem GÜNDOĞAN: "PİLOTLUK EĞİTİMLERİ YETKİNLİKLERE GÖRE REVİZE EDİLMELİ!"

18 Eylül 2020 - 18:22

 
 Çocukken ne olacaksın diye sorulduğunda ilk aklımıza gelen   mesleklerden biridir pilotluk.

 Çocuk aklımızla gökyüzünün yüceliğinde,  bulutların üzerinde   sessizce süzülen uçakları gördüğümüzde orda olmak isteriz, bu   hayal kimilerimiz için bir çocukluk hevesi olarak kalır; kimilerimiz   için ise bir hayat tarzına dönüşür.
 
 Elbette her mesleğin kendine göre gerekleri vardır ama pilotluk   mesleğinde özellikle yaptığına, yaşadığına, yediğine, yemediğine   dikkat etmek zorundasın! Önce kendine iyi bakmalı ve sürekli   geliştirmelisin. Diğer hayatları  da böylece daha iyi koruyabilirsin. 


Türk Havayolları’nda kaptan pilot olarak görev yapan TALPA (Türkiye Havayolu Pilotları Derneği) Başkan Yardımcısı Muharrem Gündoğan'ın, Hava Kuvvetleri geçmişi var ve 11 yıldır da Sivil Havacılık sektöründe uçuşlarını gerçekleştiriyor. Muharrem Hoca'yla sohbetimiz pilotluk mesleği üzerine oldu.

Pilotluk mesleğinin gereklerini dinlediğim Gündoğan, pilotluk eğitim programlarına dair hayata geçirmek istediği uygulamalardan bahsetti. Gündoğan’ın Türk pilotlarını ulusal arenada daha görünür ve tercih edilebilir bir konuma getirmek için üzerinde çalışmakta olduğu, yetkinlikleri esas alan bir eğitim programı var. Bu programın pandemi sürecinden de faydalanarak eğitime dahil edilmesini isteyen Başkan Yardımcısı Gündoğan, havacılığa gönül verenleri ve destekçilerini beklediğini ifade ederek, projeye havacılık sevdalılarını davet etti.

''YETKİNLİK ANALİZİ VE KANITA DAYALI EĞİTİM MODELİ'' geliyor.
Proje hayata ha geçti, ha geçecek!

Artık pilotlar uygulamalar eşliğinde ve yetkinliklerinin farkında olarak meslek hayatlarına başlayacak. Muharrem Hoca’ya ve Türk havacılığa destek vermek isteyen herkese kapılar sonuna kadar açık… Hem ülkemiz hem de havacılık sektörü için hayırlı olmasını ve bir an önce bu projenin hayata geçmesini diliyorum. Projeyle birlikte ne yazık ki mesleğin hukuki bağlamda da geliştirilmeye mahkum olduğunu ifade eden

Muharrem Hoca ile havacılık meraklılarının ilgisini çekeceğine inandığım tatlı bir sohbet ettik.
İyi okumalar
 

Pilotluk mesleğine dair konuşalım isterim…

“HAVACILIK SEKTÖRÜNDEK GÜNDEMİ TAKİP ETMENİZ LAZIM, BEN BUNU BİLMİYORDUM DİYEMEZSİNİZ”
Pilotluk dışarıdan baktığınızda kolaymış gibi görünen bir meslek. Ama içine girdiğiniz zaman, tahmin ediyorum mesleğe yeni giren meslektaşlarım da aynı şeyi söyleyeceklerdir, çok zorlukları, bilgi birikimlerini barındıran ve öğrendiğiniz şeyi tazelemenizi, sağlığınıza dikkat etmenizi, ruh halinize dikkat etmenizi gerektiren bir meslek türü. Dengesiz bir yaşam stiline maruz kaldığınız bir meslek türü. Gece 12’de uçuşa gidersiniz, sabaha kadar uçarsınız sonra istirahat etmeniz gerekir. Ama vücut melatonin hormonunu belli saatlerde salgılar. Ondan yoksun bir şekilde zamanınızı geçirirsiniz. Bu da ileride sağlık sorunları yaşayabileceğiniz bir ortam yaratır. Yüklendiğiniz sorumluk çok büyük, birçok insanın canını taşıyorsunuz, bu yüzden işinizi çok iyi ve profesyonelce yapmanız lazım. Havacılık sektöründeki gündemi takip etmeniz lazım. Regülasyonlar çok önemli, takip etmeniz lazım. Yarın bir değişiklik olduğu zaman ben bunu bilmiyordum diyemezsiniz. 6 ayda bir yetkinliklerin denetlendiği kontrollerden geçiyorsunuz, ondan sonra devam ediyorsunuz. Her zaman bir denetleme, kontrol mekanizması içerisinde olmak zorundasınız. Pilot da her daim bu kontrol mekanizmasının bilincinde olmalı ve ona göre yaşamalıdır.
 
Uçak kazalarının oluş sebebi olarak pilotların görüldüğü bir bakış açısı mevcut. Özellikle de pilotların yabancı dil eksikliklerine bağlanıyor kazalar, buna dair neler söylersiniz?

“KAZALARDA SADECE PİLOTUN HATALI OLDUĞUNU SÖYLEMEK İNSAFSIZLIK OLUR”
Bir kazanın yüzlerce sebebi olabilir. Ben bunu Pegasus kazasında da anlatmaya çalıştım. İlk etapta herkesin gördüğü pilot. Bir otobüs kazası olur, şoförde problem var derler. Ama havacılık öyle bir şey ki her türlü veri analiz edildikten sonra kazaya sebebiyet veren unsurun ortaya çıkması sağlanır. Artık her şey siz havadayken yerden takip edilebiliyor. Uçağın data-recorder dediğimiz bir kaseti sürekli uçağın içindedir ve çok kötü şartlarda bile korunabilecek bir yapıya sahiptir. Uçak parçalansa bile o mekanizma kullanılabilir. Böyle bir ortamda kazalarda sadece pilotun hatalı olduğunu söylemek insafsızlık olur. Son kazalara da baktığınız zaman olayın çevre şartları, farklı olası sebeplerle ortaya çıktığı görülüyor. Pilotlar bir hata yaptığının farkındaysa bunu söylemek zorunda. Eğer söylenmez de gizli kalırsa gerçekleşmesi ihtimal olan bir sonraki kazanın önüne geçemiyorsunuz, gerçek verileri bulamıyorsunuz. Bu yüzden pilotlar bu tarz olaylarda sorgulanırken, çok rahat bir ortamda, bu sorgulardan uzak bir şekilde sorgulanması ve bu sorguyu yapanların karşıdaki insanı rahatlatacak şekilde davranması lazım. Bu çok gerçekleşen bir durum değil ne yazık ki. İngilizce konusunda da... Bizim tabi tutulduğumuz bir takım sınavlar var. Bu sınavların geçer notunu almadan siz operasyon yapamazsınız. Havacılık İngilizcesi ile konuşma dili çok farklı. Bir kaza sonucu televizyona çıkan insanlar bir şeyler söyleme ihtiyacı buluyor. Polemik yaratmak o ortama daha çok yakışan bir hal oluyor. Dolayısıyla mesleki olarak bilgisi olmayan insanların sağlıksız bilgileriyle kamuoyu yanıltılıyor. Yanılmalar olduktan sonra doğruya çekmek inanın çok zor. Ben medya kuruluşlarından şunu rica ediyorum; işin ehli olan insanlarla temas kursunlar.
 
Pilotluk mesleği Türkiye’de ve Dünya’da nasıl algılanıyor, kanuni olarak pilotlar her yerde aynı haklara mı sahip?

“TÜRKİYEDEKİ PİLOTLUK MESLEĞİNİN TABİ OLABİLECEĞİ BİR HAVA İŞ KANUNUMUZ YOK”
Türkiye’deki pilotluk mesleğinin tabi olabileceği bir hava iş kanunumuz yok. Bu konuya dair uzmanlarımız ve havacılar bir takım çalışmalar yaptılar ama en son meclise kadar getirildi bu kanun, şuanda tabiri caizse orada askıda duruyor. Bu taslak iş kanunu çalışanların ve işverenlerin haklarının ortak olarak korunması esasına dayanıyor. Şuanda hali hazırda hayata geçmiş bir şey yok. Dolayısıyla biz pilotlar olarak hukuki anlamda ve sosyal güvenlik konularında işçi statüsünde geçiyoruz. Diğer ülkelerde pilotluk mesleği tanınan bir meslek, kendi iş kanunları çerçevesinde işler düzenleniyor ve ona göre hakları oluşturulmuş. Bizim de arzu ettiğimi şey mesleki olarak bu iş kanunun çıkarılması. Yer çalışanları bir iş kanununa tabi ama pilotlar değil. Bir madde var mevcut kanunda, ‘Sportif veya zevk, keyif amaçlı yapılan mesleklerde iş kanununa tabi olunmaz’ diyor. Futbolcu, basketbolcu tabi olmuyor. Zannediyorum kanun hazırlanırken sportif uçuş veya bir planör pilotu temel alınarak yapılmış. Ama havayolu pilotu bir hizmet üretiyor. Hizmet üretiyorsanız iş kanununa tabi oluyorsunuz. Biz de hizmet ürettiğimiz için iş kanununa tabi olmamız kaçınılmazdır. Bununla ilgili bir dava, mahkeme kararı var.
 

Pilotluk eğitimlerini üzerine tasarladığınız projeyi ve düşüncelerinizi dinlemek isterim..

“PİLOTLUK EĞİTİMLERİ YETKİNLİKLERE GÖRE REVİZE EDİLMELİ”
Özellikle bu pandemi süresinde, uzaktan eğitim modelleri önem arz etmeye başladı, yüz yüze eğitim ikinci plana düştü. Bahsettiğim projenin amacı yetkinlik temelli, competency diyoruz biz buna havacılık camiasında. Birçok meslek grubunda yetkinlik kullanılıyor. EASA dediğimiz literatüre girmiş yetkinlik standart olarak belirlenmiş. Bir pilotta olmazsa olmaz yetkinlikler olmalı. Bunlar; durumsal farkındalık, prosedürlerin uygulanması, uçağın manuel olarak uçurulması, iletişim, bilgi sahibi olmak, problem çözme ve karar verme. Bu 9 yetkinliğin ortadan kalkmasıyla (hepsi veya bir kaçı) kazalar oluşuyor. Eğitim modelleri bunlara göre revize edilmeli. Pilotluk mesleğini dünya ayarında yapmak istiyorsak bizim de bu modelleri artık şirketlere değil okullara ve üniversitelere çevirmemiz lazım. Çünkü bizim kaynağımız oradan geliyor.

Yani; siz öğrenciyken ve eğitimdeyken bu yetkinliklerin ölçülmesi, eğitim olarak verilmesi lazım ki şirketlere girdiğiniz zaman şirketler kaldığı yerden devam etsin. Bunlar eğitim aşamasında ölçülmüyor. Teorik eğitim üzerinden gidiliyor.
 

''BU EĞİTİM MODELİNDE YETKİNLİKLER ORJİNDE OLACAK''
Benim projemdeki konu da tek başına teorik eğitimin veriliyor olması zaten. Biz diyoruz ki özellikle havacılık pilotaj bölümlerinde ve uçuş okullarında yetkinlik temelli eğitim modellerinin oluşturulması ve bunların reel anlamda ölçülmesi lazım. Bu işe yetkinsiniz veya yetkinsiniz ama ben size eksik olan yetkinliğinizi güzel bir eğitim modeliyle tamamlayabilirim diyorum. Hem maruz bırakma var bu modelde hem yer eğitimi(akademik eğitim) var, ne istediğimizi anlatmamız lazım, alt yapı yapmamız lazım. Ondan sonra da bir takım senaryolarla dünya literatüründe gerçekten yaşanmış sonucu kaza olabilir olmayabilir, bizim gibi meslek içinde birikimleri olan arkadaşlardan aldığımız çıktılar doğrultusunda, benzer senaryolarla bunları hem uzaktan yapabiliriz. Senaryo yapılacağını bilecekler ama ne olduğunu bilmeyecekler. Uçakta da motorunuzun duracağını bilemezsiniz. Doktora gitmek gibi, ben sizin önce bir eksikliğinizi rahatsızlığınızı göreyim, teşhisimi koyayım, sonra da tedavi sürecine geçeyim. Tedavide nedir, eğitimle, görsel ve uzaktan eğitimle o yetkinliği size kazandırayım veya belli bir noktaya getireyim. Bu modelde pilotaj bölümü-uçuş okulu ve şirketler birbiriyle bağlantılı olarak çalışacak.
 

Belli durumlara maruz bıraktık ama aynı durumu yaşadığında aynı tepkiyi vermeme ihtimalleri de var bireyin..

YETKİNLİK ANALİZİ VE KANITA DAYALI EĞİTİM MODELİ’ GELİYOR
Ama çok yakın doğruya çok yakın kararlar verebilecek hale getiriyorsunuz. Bir şeyi bildiğinizi zannederek tepki göstermek var bir de yaşanmışlıkla bir reaksiyon göstermek var. İkisi arasındaki sonuç çok farklı olacaktır diye tahmin ediyorum. Bu proje kapsamında istatistik bilimi olmak zorunda, data toplanması gerek. Belirli periyotlarla bu tar eğitimlerin yapılması lazım. Pilotaj bölümlerinde 2. sınıftan itibaren, takibi sağlanmalı ve o karneyi koordineli bir halde götürmek çok profesyonel bir pilot yapısına sahip olur Türkiye bu şekilde yapılırsa. Eğitilenler düzgün eğitilmiş olacak, eğitenler de aynı istekte olacaktır. Mükemmele yakın bir çıktı olacaktır.  ‘YETKİNLİK ANALİZİ VE KANITA DAYALI EĞİTİM MODELİ’ olarak ben bunu isimlendiriyorum. Elimize gelen datalarla analiz yapacağız. Bu model havacılık mesleğine çok uyan bir şey. Ben niye bu eğitimi yapıyorumun kanıtını bulmanız lazım. Burada önemli olan şu, pilotaj eğitimi çok maliyetli ve riskli bir eğitim. Hem alan için hem veren için.

Mesela; Pakistan kazasına baktığımız zaman tabi ki sonuçlar daha sonra çıkacak analizler sonucunda ama, uçağın yönetilmesinde kokpitten kaynaklanan bir problem varmış gibi görünüyor. Ben bir kaza kırım analizcisi olsam burada 9 yetkinliğin bir çoğunun eksik olduğunu tespit ederdim. Bunları siz eğitimde gözlemleyerek yaparsanız önüne geçebilirsiniz. Maliyet konusunda da etkin sonuca ulaşmamızı sağlar, zararı azaltır.
 
Peki, proje şuanda hangi aşamada? Ne zaman hayata geçecek?

“BENİM BEYNİMDE HER AN HAREKETE GEÇEBİLECEK DURUMDA”
Benim beynimde her an harekete geçebilecek durumda. Bu yöntem bizim coğrafyamıza çok uygun. Karakter olarak kopyala yapıştır zihniyetinde biri değilim. Bu her zaman bize bir gömlek fazla geliyor veya çok dar geliyor. Bizim birazcık terzilik yapmamız lazım, üzerimize uygun kıyafeti kendimiz dikmemiz lazım. Özgün model üzerine çalışmamız lazım. Bu model teorik eğitimle birlikte dünyanın hiçbir yerinde verilmiyor. Bu model 5 farklı eğitim modelinin bir sentez çalışması aslında. Uygun modeller arasında bağlantı kurarak bir proje ortaya koymaya çalışıyorum ve çıkardım da zaten. Sadece uygulama bölümü bundan sonra ortaya çıkacak. Bu mesleğe gönül veren bir insan olarak kaliteli sonuca ulaşmaya çalışmak. Pilotluk mesleğinin onurunu, gururunu ve profesyonelliğini sağlamak adına yapılan bir şey bu. Bizim Türkiye sınırları dışında tercih edilen pilotlar haline gelmemiz lazım. Şuanda çok tercih edilen bir durumumuz yok. Bunu yapabilecek potansiyelimiz, enerjimiz var beynimiz var. Siyasi veya çeşitli nedenlerden dolayı olmuyor ama siz yetkin olduğunuz zaman size kimse kapıyı kapatmaz. Üretebilecek potansiyele sahip olan genç nüfuslu bir ülkede yaşıyoruz sadece doğru hamleleri yapabilmemiz lazım.

“ŞU PANDEMİ SÜRECİ BU EĞİTİM MODELİ İÇİN BENCE BİR FIRSATTIR”
Şuanda başlanması gereken bir noktadayız. Şu pandemi süreci bence bir fırsattır. Havacılık sektörünün nereye evrileceğini kimse tam olarak tahmin edemiyor. Neleri yaşayacağımızı, nasıl bir döneme gireceğimizi kimse bilmiyor. Şuanda yetkinliklerin azaldığı, unutulduğu, paslandığı bir dönemdeyiz. Futbolcu düşünün, 6 aydır top oynamamış, antrenman da yapmamış, 6 ay sonra 15 dakika top oynatabilirsiniz ona, daha fazla oynatamazsınız. Bu modelin için de bunlar var. Havacılık örgütleri bunları konuşmaya başladı. Biz de bu işi uzaktan ne dereceye kadar ne dereceye kadar regülatif anlamda yapabiliriz, hangi mekanizmaları, yardımcı ekipmanları kullanarak bu hale getirebiliriz yani oturan bir pilotun tazeliğini ne derece koruyabiliriz? Belki pandemi geldiği gibi çok seri bitecek bilemiyoruz şuanda. Belki uçuş operasyonları olduğundan daha yoğun bir hale gelecek. Belli kriz dönemlerinde hep bir düşüş olmuş sonra ivmelenmiş. Finansal boyutta düşünenler zaten düşünmeye devam ediyorlar biz bu sektörün,  pilotların yetkinliklerini kaybettirmemek için neler yapmamız lazım diye düşünmemiz gerek.

Bu iş hamasi, reklam yapılmak için ortaya atılmış bir konu değil. Ciddi anlamda bu mesleğe gönül verenlerle yapmak isteğim bir proje. Zor bir iş değil önemli olan, hazır olunması gerekiyor. Biz buna hazırız. Amerikalı adıyla buna bir kick off dememiz lazım yani topa bir vuralım, bunu bir AR-GE gibi düşünelim.

Ciddi bir sonuca gelebilir bu proje.

Görüşüp konuşup, nasıl detaylandırıp hayata geçirebileceğimiz bir hale getiririz.. Çalışmak isteyen herkese açığız, iletişim halinde olabilirim.
 

Bu yazı 3495defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum